Anasayfa

Voltaire, ‘Tanrı, hayatın birçok güçlüklerine karşı bizlere umut ve uykuyu bahşetmiştir’ der. Peki insanoğlu için umut en son kaybedilen şey iken, uyku neden genellikle ilk kaybedilendir? Uyku, organizmanın en önemli temel ihtiyaçlarından biridir. İnsan yaşamının yaklaşık üçte biri uykuda geçmektedir. Sağlıklı bir uyku, kişide bedensel ve zihinsel yenilenme ile beraber tazelenme hissi de sağlar. Ruhsal ve bedensel işlevlerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesinde düzenli ve kaliteli uykunun sürekliliği önemlidir. Uyku kalitesinin bozulması bedensel, bilişsel ve emosyonel süreçlerde bozulmaya neden olur.
İnsanlık tarihinde şiddet olgusu, Kabil’in kardeşi Habil’i kendine özgü bazı gerekçeler ile öldürme hikayesi kadar eskidir. Cinayeti işleyen Kabil, Adem ve Havva’nın büyük oğlu, öldürülen Habil ise küçük oğludur. Kabil, kardeşine karşı gelişen kıskançlık ve nefreti kendi içinde karşı koyamadığı şiddet eylemi ile gidermiştir. Habil ağabeyinin kendisine karşı olan bu eylemini fark etmiş olsa da, Tanrının rızası dışına çıkmayı göze alamaması nedeniyle eylem karşısında pasif kalmayı ve ölüme razı olmayı tercih etmiştir.
Her organizma kendi içerisinde biyolojik ve ruhsal denge koşullarını koruma eğilimindedir. Örneğin vücudumuz bir enfeksiyon kaynağı ile karşılaşması halinde immunolojik kaskatlar tetiklenir ve enfeksiyon tipine göre bağışıklık sistemi savunma durumuna geçer. Bir süre sonra enfeksiyon odağı yok edilir ve vücut tekrar biyolojik denge (Homeostaz) haline geri döner. Aynı şekilde kişi ruhsal uyum dengesini bozabilecek etkenler ile karşılaştığında bunları ortadan kaldırmaya yönelik düzenekleri devreye sokabilir. Her organizma tehlikeli uyarana karşı kaçma ya da savaşma durumuna geçerek savunma yollarına başvurur. Ancak bilindışı olan ve bireyin bilinçli olarak ayırt edemediği bir çatışma etkenine karşı istençli bir çözüm yolu bulması olanaksızdır. Bu noktada benlik bilinçdışı çatışmaya ve bunun doğuracağı bunaltıya karşı savunma düzeneklerini kullanmaya başlar.
Dr.Lȃtif Ruhşat Alpkan, Afife Jale’den Neyzen Tevfik’e kendini Atatürk’ün oğlu ya da cumhurbaşkanı sanandan “Madem öleceğiz, niçin doğuyoruz?” gibi sorularla hayatın anlamını arayanlara kadar çok renkli bir insan topluluğunu karşımıza çıkarıyor. Hiç kimsenin yabancı, öteki olmadığını, gerçeklik algısını yitiren bir hastanın bize dair en derin gerçekleri dile getirebileceğini gösteriyor.
Evlatlarına nasihati "Şöhreti, serveti, huzuru şeref ve haysiyetinizle değişmeyin. Namuslu ve hür olmanın zevki ölçüsüzdür. Hayatta korkaklar ezilir, kendinizi ezdirmeyin. Namuslu, hür, cesur ve azimkar olun. Hele gülünç olmayın. Kimse size acımaya lüzum görmesin, kimsenin merhametine muhtaç olmayınız. Milletinizi, vatanınızı ve bütün insanları seviniz. Alicenap ve şevkatli olunuz. Hayatınızı koruyunuz. Hayat pek kıymetli bir vediadır. Fakat icabında onu yalnız şeref ve haysiyetiniz için seve seve feda ediniz, feda etmekte tereddüt etmeyiniz" olmuştur.
"Küçüklüğümüzden beri toprakla uğraştığımız için köylülerin kafasına saçma sapan fikirleri sokacak vakti olmaz hiç. Bizim tek derdimiz yeterli toprağımızın olmayışıdır. Şayet çok toprağım olsaydı ne Şeytandan çekinirdim ne bir şeyden!” dedi, Pahom. Şeytan ocağın arkasında oturmuş ve bütün konuşulanları işitmişti. Pahom'un Şeytandan bile çekinmeyeceğini söylemiş olması Şeytanı mutlu etmişti. "Pekala" dedi Şeytan, "Kozumuzu paylaşalım bakalım. Yeterli toprağın olduğunda seninle yeniden görüşeceğiz"
Evden çıkmak ve eve girmek zulüm olmuştu. Çocuklar her okuldan geldiklerinde kapının kenarında soyunarak banyoda temizleniyorlar ve annelerinin toz sabun ile yıkayıp ütülediği giysileri giyiyorlardı. Çıkarttıkları giysiler torbalara itina ile konulup yıkanmak üzere balkonda bekletiliyordu. Akşam işten gelen evin beyi ‘oflaya puflaya’ aynı işlemlerden geçerek eve adımını atabiliyordu. Eve getirilen erzaklar baştan aşağı yıkanıyordu; margarinler dahi paketlerinden çıkarılıp yıkanıyor, kurulanıp kaplarda saklanıyordu. Evin hanımı çevresi tarafından “pek titiz, pek evhamlı” biliniyordu. Süreç bir yerde tıkanmış ve tükenmişlik ile ağır depresyon kaçınılmaz olmuştu.
 1 

 

       

       
         

       

   

 

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret32612